25 Mayıs 2007 Cuma
Eğer sitenize ait bir bloğunuz yoksa ya da içeriğinizi wikilere kaydetmediyseniz, arama motoru sıralaması açısından rakiplerinizin gerisinde kalmanız yüksek bir ihtimal. Bir site blogu, kurumsal bir blog veya site içeriğinizin kullanıcılarınızın blogları arasında popüler olması ve sitenize buralardan bol link verilmesi arama motorlarında yukarılara çıkmanıza ve bir çok yeni kullanıcıya ulaşmanıza yardımcı olacaktır.
Malesef Web 2.0’ın hayatımıza soktuğu zengin kullanıcı arayüzlerinin büyük çoğunluğu, sitenizi endeksleyecek olan arama motoru robotlarının işini pek de kolaylaştırmıyor. AJAX, Flash, podcastler ve videolar içeriğinizin endekslenmesi konusunda sorunlara yol açıyor.
Google dahil olmak üzere yeni nesil arama motorları, Flash dosyalarınızdan (swf) içeriğinizi ve linklerinizi algılayabilme kapasitesine sahip olsa da sıralama sonuçlarında HTML bazlı statik sitelerin gerisinde kalmanıza yol açmakta.
Kullanıcı arayüzü olarak kullanım kolaylığı, hız, ve kullanıcı deneyimi olarak büyük avantajlar sağlayan AJAX ise yoğun olarak JavaScriptlere dayandığı için arama motorları ile sorunlar yaşabiliyor. Robotlar klikleme yapamadığı için AJAX içine gömülü içeriği göremiyorlar. Buna karşı bir önlem olarak, mevcut içerik HTML kodunun içine yazılıp CSS vasıtasıyla kullanıcı için görülmez ama robotlar için ulaşılabilir hale getirilebilir.
Flash ve AJAX’ın aksine, diğer web 2.0 uygulamalarından olan XML ve RSS’ler ise arama motoru dostu olarak adlandırılabilirler. RSS kaynakları zaten bir çeşit XML dosyaları ve tümü text tabanlı, anlama dayalı (semantik) içeriklere sahip. Bu konuda yaşanan sorun ise geleneksel web arama sistemlerinde RSS kaynaklarının desteklenmemesi. Google Blog Search ve Technorati gibi servislerin bu alanda verdikleri hizmetin yanısıra yeni çıkan Google Universal Search hizmetinin sorunu büyük ölçüde çözmesi bekleniyor.
Web ve kullanıcı arayüzü uygulamalarının kullanım kolaylığı ve hızı yönünde hızla geliştiği, farklı uygulamaların her an karşımıza çıkabildiği günümüzde, SEO Stratejilerimizi daha sık güncellememiz, rakiplerimizin gerisinde kalmamamız ve arama motorlarınca refere edilen kullanıcılarımızı kaybetmememiz için büyük önem taşıyor.
19 Nisan 2007 Perşembe
Bu açıkların bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:
16 Nisan 2007 Pazartesi
Fotokritik sayesinde fotoğrafçılık ve fotoğraf paylaşımı konularında büyük tecrübeye sahip olan ekip, negatif.com sayesinde daha geniş kitlelere hizmet sunabilecek.
Şu anda yayında olan versiyonu kendileri “ısınma versiyonu” olarak adlandırıyorlar ve kullanıcıların eğilim ve arzularına göre sitenin gidişatının belli olacağını belirtiyorlar.
Negatif.com’un tasarımını son derece şık buldum. Sinemalar.com’un başarısı, bu çizginin korunmasını sağlamış gibi görünüyor.
Başlangıç versiyonu olarak kullanımı kolay ve insanın kendisini rahat hissettiği bir site olmuş.
Benim eğilim ve arzularıma gelirsek, Nokta ekibinin bunları zaten planladığına emin olmakla birlikte, şu şekilde sıralayabilirim:
- Siteye upload ettiğim fotoğrafları organize edebilmem için bir araç.
- Organize ettiğim fotoğraflardan veya sitede beğendiğim diğer fotoğraf ve etiketlerden albümler yaratmak ve bu albümlere özel URL’ler oluşturarak fotoğraf paylaşımı yapabilmek.
- Sınırlı paylaşım alanları yaratarak sadece izin verdiğim kullanıcıların görüntülemesini isteyeceğim fotolarımı da upload edebilmek.
- Flickr’ın “bagde”leri şeklinde bir uygulama ile kendi veya favorileri fotoğraflarımdan oluşturduğum albümleri blog ve diğer sitelerimde yayınlayabilmek.
- Diğer kullanıcıların albümlerini ve son ekledikleri fotoları takip edebilmek için RSS desteği.
15 Nisan 2007 Pazar
Cuma günü yapılan açıklamaya göre Google, DoubleClick firmasını 3.1 milyar dolara satın aldı. Bu fiyat çok konuşulan YouTube satınalımının yaklaşık 2 katı ve nakit olarak gerçekleştirilmiş.DoubleClick 1996 yılında kurulmuş ve internet reklamcılığı konusunda önemli firmalardan biri. 2005 yılında Hellman & Friedman ve JMI ortaklığı tarafından 1.1 milyar dolara satın alınan firmanın yıllık geliri New York Times gazetesinin raporuna göre 300 milyon dolar.
Google’ın bu satın almayla birlikte, DoubleClick’le daha önce pazarlık masasına oturan Microsoft’a önemli bir çalım atması, kendisinin de önemli müşterilerinden biri olan AOL’nin en büyük reklam iş ortaklarından birini satın alarak Amerika’nın en büyük internet servis sağlayıcısı olan AOL ile ilişkilerini sağlamlaştırması, DoubleClick’in elinde bulunan pazar payına sahip olarak dünya internet reklamcılığı sektöründe çok büyük bir avantaj yakalaması daha çok konuşulacak konular olacak.
Benim asıl ilgimi çeken konu bu gelişmenin ülkemizdeki internet reklamcılığı üzerinde yaratacağı etki.
Türkiye’de internet reklam pazarının 12-13 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.Amerika’da toplam reklam bütçelerinin yaklaşık yüzde 10-15’i internete ayrılırken Türkiye’de bu oran yüzde 3 civarlarında kalıyor.
Google’ın devasa bütçelerle yaptığı satın almaların büyük sansasyonlar yarattığını daha önce gördük. Youtube’un satın alınmasıyla birlikte çok sayıda video servisi projesi konuşulmaya başlandı ve bunların bir kısmı hayata geçirildi.
Belki bu satın alma da özellikle reklamverenlerin konuya dikkatini çekerek internet reklam pazarımızın gelişmesine yardımcı olabilir diye umuyorum.
11 Nisan 2007 Çarşamba
Ölçümlemeye başlamadan önce amaçların belirlenmesi önemli. İkinci adım olarak, belirlediğimiz amacı doğrudan izlememizi sağlayan veya etkileyen değişkenlerle ilgili verileri toplamalı ve saklamalıyız.
Aşağıda bir web girişimi için önemli kabul edilebilecek bir kısım amaçlar ve bu amaçlara yönelik ölçümlenebilecek veriler sıralanmıştır:
Üçüncü ve bence en önemli adım ise tüm bu verilerin analizidir.
Analiz aşamasını oluşturan adımlar ise şu şekildedir:
2. Bu değişimlerin olası sebeplerinin tahmin edilmesi
3. Müdahale edilmesi gereken durumlarda, hedefler doğrultusunda ilerlenebilmesi için gerekli eylemlerin planlanması ve uygulanması4. Değişim trendlerine ve tahminlere göre geleceğe yönelik önlemlerin alınması
28 Mart 2007 Çarşamba
Örneğin sadece üniversite öğrencilerine yönelik bir mesaj veya ürünle ilgili iletişim çalışmasının hedef aldığı kitle tüm prime time televizyon izleyicileri olursa bunu asimetrik iletişim olarak kabul ediyoruz. Eğer bu çalışma sadece üniversite gençliğini hedef alınarak yapılırsa (örn. kampüslerde, gençlik programlarında veya bu kitlenin yoğun kullandığı web sitelerinde) simetrik iletişim diyoruz.
Diğer değişkenimiz ise iletişimin geri dönüş olanağı. Televizyon, basılı yayın gibi geri dönüşün olanaksız veya çok zor olduğu kanallara tek yönlü iletişim, yüzyüze veya internet üzerinden gerçekleştirilen örneklerde olduğu gibi geri dönüşün mümkün ve kolay olduğu, karşılıklı etkileşimin kolayca kurulduğu ve gelen geri dönüşe göre pozisyon almayı mümkün kılan kanallara ise etkileşimli iletişim olarak adlandırıyoruz.
Bu iki değişkeni göz önüne aldığımızda ise karşımıza değerlendirebileceğimiz dört farklı iletişim türü çıkıyor:
Tek Yönlü Asimetrik İletişim: Özellikle geleneksel pazarlamacılar tarafından çok kullanılmış, artık ölçümleme yeteneklerinin gelişmesiyle etkisinin tartışma konusu olmasına rağmen birçok kurumun vazgeçemediği bir iletişim türüdür. Tüketici olarak hergün sürekli olarak maruz kaldığımız binlerce pazarlama mesajının ne kadarını dikkate aldığımızı düşünmek bile bence etkisi hakkında hepimizi fikir sahibi yapabilir. Örnek olarak televizyona, gazetelere verilen geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen ama reklamın ulaştığı izleyici veya okuyucu kitlesinin profilini hesaba almayan çalışmaları verebiliriz
Tek Yönlü Simetrik İletişim: Hedef kitleyi seçme başarısını gösteren ancak etkileşimin gücünü kullanamayan iletişim türüdür. Belli okuyucu veya izleyici kitlesine sahip medyayı kullanan, belli alanlarda yapılan outdoor çalışmalarını (üniversite kampüslerinde öğrencilere, karayollarında sürücülere, bayan kuaförlerinde kadınlara yönelik ürünlerle ilgili mesajlar) örnek olarak verebiliriz. Mesajın hedefi daraltıldığı için kaynak kullanımının çok daha verimli hale geldiği bu iletişim türü Tek Yönlü Asimetrik İletişime göre avantaj sağlarken, etkileşimin faydalarından yararlanamamaktadır.
Etkileşimli Asimetrik İletişim: Etkileşimin gücünün kullanılabilmesine rağmen hedef kitle üzerine odaklama yapılmayan iletişim türüdür. Özellikle internet üzerinde büyük portaller ve haber siteleri üzerinden yapılan çalışmaları örnek verebiliriz. Etkileşim sayesinde etkisinin kolayca ölçülebilmesi ve geri dönüşlerden faydalanmanın mümkün olması önemli avantajlarıdır.
Etkileşimli Simetrik İletişim: Hem hedef kitle odaklanması sayesinde kaynak kullanımının optimum olduğu hem de etkileşim sayesinde geri dönüş, ölçümleme ve güçlü etki avantajlarına sahip pazarlama iletişimi modelidir. Gelişen Web 2.0 oluşumları ve Uzun Kuyruk (Longtail) anlayışı sayesinde her gün birbirinden farklı ve başarılı uygulama alanları ortaya çıkmaktadır.
Arama
Takip Et
Blog Arşivi
-
►
2014
(1)
- ► Eylül 2014 (1)
-
►
2013
(5)
- ► Mayıs 2013 (2)
- ► Nisan 2013 (2)
-
►
2012
(5)
- ► Eylül 2012 (1)
- ► Şubat 2012 (3)
-
►
2011
(8)
- ► Aralık 2011 (1)
- ► Kasım 2011 (3)
- ► Eylül 2011 (3)
-
►
2010
(6)
- ► Eylül 2010 (1)
- ► Mayıs 2010 (2)
- ► Şubat 2010 (1)
-
►
2009
(26)
- ► Aralık 2009 (1)
- ► Kasım 2009 (3)
- ► Eylül 2009 (2)
- ► Ağustos 2009 (1)
- ► Temmuz 2009 (6)
- ► Haziran 2009 (2)
- ► Nisan 2009 (2)
-
►
2008
(26)
- ► Aralık 2008 (2)
- ► Kasım 2008 (4)
- ► Ağustos 2008 (4)
- ► Haziran 2008 (3)
- ► Mayıs 2008 (2)
- ► Nisan 2008 (3)
- ► Şubat 2008 (2)
-
►
2007
(52)
- ► Aralık 2007 (4)
- ► Kasım 2007 (1)
- ► Eylül 2007 (3)
- ► Ağustos 2007 (4)
- ► Temmuz 2007 (7)
- ► Haziran 2007 (7)
- ► Mayıs 2007 (1)
- ► Nisan 2007 (4)
- ► Şubat 2007 (2)
-
►
2006
(13)
- ► Aralık 2006 (13)
En çok Okunanlar
-
Google kendi reklam ürünü Adwords 'ün temel özelliklerinin anlatıldığı bir video hazırlamış. Son derece basit ve anlaşılır şekilde birço...
-
Çıplak Sohbetler , Robert Scoble ve Shel Israel tarafından yazılmış, bloglar dünyasının şirket ve kurumlar yönünü inceleyen bir kitap. Micro...
-
Japon tasarım firması Information Architects , Tokyo metrosunun haritasından yola çıkarak internetin en başarılı 200 sitesini içeren bir web...
-
Geçen hafta organizasyon açısından oldukça zengin bir hafta oldu. Salı günü, yaz için verilen aradan sonra tekrar başlayan Mobile Monday İst...


