DİJİTAL İLETİŞİM | SOSYAL MEDYA | İÇERİK PAZARLAMA

19 Nisan 2007 Perşembe

On 17:52 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Bir web sitesinin asıl değerini sadık kullanıcı kitlesinin ve içeriğinin kalitesinin oluşturmasına rağmen özellikle sitelerin yatırımcılar ve reklamverenler açısından değerlendirilebilmesi için bazı standart trafik ölçüm değerlerinin bulunması gerekiyor.

Site yöneticilerinin kendi tercih ettikleri web istatistik araçlarıyla yaptıkları en yaygın trafik ölçümlerinin bazıları şu şekilde:

Hit Sayısı (Hits): Hit sayısı web sunucundan talep edilen tüm dosyaların sayısıdır. Bir sayfa açıldığı zaman sayfanın kendisi, css dosyası, sayfada bulunan tüm resim, flash vs dosyaları teker teker sayılarak hesaplanır. Trafik değeri olarak sayfanın yapısına ve dosya sayısına bağımlı sonuçlar verdiği için değerleme ve ölçümlemelerde anlam içeren bir veri olarak kabul edilmemesi gerekir.

Tekil Ziyaretçi (Unique Visitors): Siteye gelen her farklı ziyaretçiyi sayar. Genellikle tekil IP adreslerini veya çerezleri izler. Her ziyaretçi varsayılan süre boyunca siteye kaç kere gelirse gelsin sadece bir kere sayılır.

Sayfa Gösterimi (Page Views): Ziyaretçilerin açtığı sayfa sayısını sayar. Bir ziyaretçi kabul edilen bir süre boyunca onlarca, hatta yüzlerce sayfa gösterimi saydırabilir.

Kullanıcı Oturumları (User Sessions): Tekil IP adresine sahip bir ziyaretçinin varsayılan süre boyunca açtığı oturum sayısıdır. Site yöneticileri bir kullanıcı oturumunun ne kadar süreceğini kendileri belirlerler. Eğer aynı kullanıcı bu süre içerisinde tekrar oturum açarsa bu yeni bir oturum olarak sayılmaz. Oturum süresi dolduktan sonra aynı ziyaretçinin açtığı oturum, yeni bir oturum sayılır.

Geri Dönen Kullanıcı Yüzdesi (Return Visitor Percentage): Siteye daha önce en az bir kere gelmiş olan ziyaretçilerin, toplam tekil ziyaretçi sayısına oranıdır. Özellikle kullanıcı sadakatini ölçümleyebilmek için önemli bir değer olarak kabul ediliyor. Yoğun tanıtım çalışmaları yapıldığı dönemlerde bu yüzdenin düşmesi kabul edilebilir.

Ortalama Ziyaret Süreleri (Average Visit Time): Ziyaretçilerin sitede geçirdikleri ortalama süre olarak ölçülür. Her sayfanın ziyaret süreleri incelenerek, özellikle içerik düzenlemelerinin doğru şekilde yapılabilmesine yardımcı olur.

Ölçümleme terimleri her zaman doğru olarak kullanılmadıkları ve genelde farklı web istatistik sistemleri farklı ölçümler yaptığı için bu değerlerle siteleri karşılaştırmak hatalı sonuçlar verebilir.

Bu ölçümleri karşılaştırmadan ziyade, karar alma süreçlerinde ve kararların etkilerinin ölçümlenmesi için trend analizlerinde kullanmak daha akıllıca bir yol olabilir.

Global bir karşılaştırma sistemi olarak, Alexa, bazı önemli açıklarına rağmen sıralama ve trafik ölçümü konusunda en önemli kaynaklardan biri olarak kabul görüyor.

Bu açıkların bazılarını şu şekilde sıralayabiliriz:

1. Alexa trafik verilerini, tarayıcılarında Alexa araç çubuğu kullanan kişilerden gelen donelere göre ölçüyor. Bu da Alexa değerlerinin, sitenin kullanıcı kitlesinin araç çubuğu tercihine göre önemli değişiklikler göstermesine yol açabiliyor. Araç çubuklarından çok hoşlanmayan bir kullanıcı kitlesi, düşük Alexa sıralamalarına yol açıyor.

2. Alexa’nın trafik sıralaması, Reach (bir milyon alexa kullanıcından kaçının siteyi ziyaret edenlerin sayısı) ve Pageview (bir ziyaretçinin sitede açtığı farklı sayfaların sayısı) değerlerinden hesaplanıyor. Pageview değeri ölçülürken ise tek bir ziyaretçinin, aynı gün içerisinde açtığı farklı sayfa sayısı kullanılıyor. Bir ziyaretçi aynı sayfayı birden fazla açarsa bu pageview değerlerine dahil edilmiyor. Bu yöntem ise sayfaların gün içerisinde sık güncellendiği veya yoğun AJAX uygulamaları kullanan siteler için önemli bir dezavantaja yol açıyor.

Alexa sıralamaları çok güvenilir olmasada alternatif bir karşılaştırma sisteminin bulunmaması popülerliğini korumasını sağlıyor.

16 Nisan 2007 Pazartesi

On 12:04 by Murat Kahraman in , , ,    No comments
Ülkemizde internet sektörünün en dikkat çeken firmalarından biri olan Nokta A.Ş., Blogcu.com’u satın almadan hemen önce yeni fotoğraf paylaşım sitesi Negatif.com’u yayına soktu.


Fotokritik sayesinde fotoğrafçılık ve fotoğraf paylaşımı konularında büyük tecrübeye sahip olan ekip, negatif.com sayesinde daha geniş kitlelere hizmet sunabilecek.

Şu anda yayında olan versiyonu kendileri “ısınma versiyonu” olarak adlandırıyorlar ve kullanıcıların eğilim ve arzularına göre sitenin gidişatının belli olacağını belirtiyorlar.


Negatif.com’un tasarımını son derece şık buldum. Sinemalar.com’un başarısı, bu çizginin korunmasını sağlamış gibi görünüyor.


Başlangıç versiyonu olarak kullanımı kolay ve insanın kendisini rahat hissettiği bir site olmuş.

Benim eğilim ve arzularıma gelirsek, Nokta ekibinin bunları zaten planladığına emin olmakla birlikte, şu şekilde sıralayabilirim:


- Siteye upload ettiğim fotoğrafları organize edebilmem için bir araç.

- Organize ettiğim fotoğraflardan veya sitede beğendiğim diğer fotoğraf ve etiketlerden albümler yaratmak ve bu albümlere özel URL’ler oluşturarak fotoğraf paylaşımı yapabilmek.

- Sınırlı paylaşım alanları yaratarak sadece izin verdiğim kullanıcıların görüntülemesini isteyeceğim fotolarımı da upload edebilmek.


- Flickr’ın “bagde”leri şeklinde bir uygulama ile kendi veya favorileri fotoğraflarımdan oluşturduğum albümleri blog ve diğer sitelerimde yayınlayabilmek.


- Diğer kullanıcıların albümlerini ve son ekledikleri fotoları takip edebilmek için RSS desteği.

15 Nisan 2007 Pazar

On 14:41 by Murat Kahraman in , ,    1 comment
Cuma günü yapılan açıklamaya göre Google, DoubleClick firmasını 3.1 milyar dolara satın aldı. Bu fiyat çok konuşulan YouTube satınalımının yaklaşık 2 katı ve nakit olarak gerçekleştirilmiş.

DoubleClick 1996 yılında kurulmuş ve internet reklamcılığı konusunda önemli firmalardan biri. 2005 yılında Hellman & Friedman ve JMI ortaklığı tarafından 1.1 milyar dolara satın alınan firmanın yıllık geliri New York Times
gazetesinin raporuna göre 300 milyon dolar.

Google’ın bu satın almayla birlikte, DoubleClick’le daha önce pazarlık masasına oturan Microsoft’a önemli bir çalım atması, kendisinin de önemli müşterilerinden biri olan AOL’nin en büyük reklam iş ortaklarından birini satın alarak Amerika’nın en büyük internet servis sağlayıcısı olan AOL ile ilişkilerini sağlamlaştırması, DoubleClick’in elinde bulunan pazar payına sahip olarak dünya internet reklamcılığı sektöründe çok büyük bir avantaj yakalaması daha çok konuşulacak konular olacak.

Benim asıl ilgimi çeken konu bu gelişmenin ülkemizdeki internet reklamcılığı üzerinde yaratacağı etki.

Türkiye’de internet reklam pazarının 12-13 milyon dolar civarında olduğu tahmin ediliyor.Amerika’da toplam reklam bütçelerinin yaklaşık yüzde 10-15’i internete ayrılırken Türkiye’de bu oran yüzde 3 civarlarında kalıyor.

Google’ın devasa bütçelerle yaptığı satın almaların büyük sansasyonlar yarattığını daha önce gördük. Youtube’un satın alınmasıyla birlikte çok sayıda video servisi projesi konuşulmaya başlandı ve bunların bir kısmı hayata geçirildi.

Belki bu satın alma da özellikle reklamverenlerin konuya dikkatini çekerek internet reklam pazarımızın gelişmesine yardımcı olabilir diye umuyorum.

11 Nisan 2007 Çarşamba

On 14:35 by Murat Kahraman in , , ,    No comments
Hepimiz D. Garvin’in “Ölçemiyorsan, yönetemezsin” sözünü defalarca duymuşuzdur. Peki gerçekten iyi bir ölçümleme yapmak için neler gerekiyor?

Ölçümlemeye başlamadan önce amaçların belirlenmesi önemli. İkinci adım olarak, belirlediğimiz amacı doğrudan izlememizi sağlayan veya etkileyen değişkenlerle ilgili verileri toplamalı ve saklamalıyız.

Aşağıda bir web girişimi için önemli kabul edilebilecek bir kısım amaçlar ve bu amaçlara yönelik ölçümlenebilecek veriler sıralanmıştır:

Üçüncü ve bence en önemli adım ise tüm bu verilerin analizidir.

Analiz aşamasını oluşturan adımlar ise şu şekildedir:

1. Verilerdeki değişimlerin izlenmesi

2. Bu değişimlerin olası sebeplerinin tahmin edilmesi

3. Müdahale edilmesi gereken durumlarda, hedefler doğrultusunda ilerlenebilmesi için gerekli eylemlerin planlanması ve uygulanması

4. Değişim trendlerine ve tahminlere göre geleceğe yönelik önlemlerin alınması

Ölçümleme ve analiz, önemli olduğu kadar uzmanlık gerektiren konulardır ve bir girişimin başarıya ulaşabilmesi için kesinlikle göz ardı edilmemeleri gerekmektedir.


28 Mart 2007 Çarşamba

Pazarlama iletişimini sadece iki parametresinden yola çıkarak aşağıdaki matrisi oluşturabiliriz:
Burada ele aldığımız iki değişkenden ilki simetri yani mesajın içeriği ve ulaştığı kitlenin birbirine uyumu.

Örneğin sadece üniversite öğrencilerine yönelik bir mesaj veya ürünle ilgili iletişim çalışmasının hedef aldığı kitle tüm prime time televizyon izleyicileri olursa bunu asimetrik iletişim olarak kabul ediyoruz. Eğer bu çalışma sadece üniversite gençliğini hedef alınarak yapılırsa (örn. kampüslerde, gençlik programlarında veya bu kitlenin yoğun kullandığı web sitelerinde) simetrik iletişim diyoruz.

Diğer değişkenimiz ise iletişimin geri dönüş olanağı. Televizyon, basılı yayın gibi geri dönüşün olanaksız veya çok zor olduğu kanallara tek yönlü iletişim, yüzyüze veya internet üzerinden gerçekleştirilen örneklerde olduğu gibi geri dönüşün mümkün ve kolay olduğu, karşılıklı etkileşimin kolayca kurulduğu ve gelen geri dönüşe göre pozisyon almayı mümkün kılan kanallara ise etkileşimli iletişim olarak adlandırıyoruz.

Bu iki değişkeni göz önüne aldığımızda ise karşımıza değerlendirebileceğimiz dört farklı iletişim türü çıkıyor:

Tek Yönlü Asimetrik İletişim: Özellikle geleneksel pazarlamacılar tarafından çok kullanılmış, artık ölçümleme yeteneklerinin gelişmesiyle etkisinin tartışma konusu olmasına rağmen birçok kurumun vazgeçemediği bir iletişim türüdür. Tüketici olarak hergün sürekli olarak maruz kaldığımız binlerce pazarlama mesajının ne kadarını dikkate aldığımızı düşünmek bile bence etkisi hakkında hepimizi fikir sahibi yapabilir. Örnek olarak televizyona, gazetelere verilen geniş kitlelere ulaşmayı hedefleyen ama reklamın ulaştığı izleyici veya okuyucu kitlesinin profilini hesaba almayan çalışmaları verebiliriz

Tek Yönlü Simetrik İletişim: Hedef kitleyi seçme başarısını gösteren ancak etkileşimin gücünü kullanamayan iletişim türüdür. Belli okuyucu veya izleyici kitlesine sahip medyayı kullanan, belli alanlarda yapılan outdoor çalışmalarını (üniversite kampüslerinde öğrencilere, karayollarında sürücülere, bayan kuaförlerinde kadınlara yönelik ürünlerle ilgili mesajlar) örnek olarak verebiliriz. Mesajın hedefi daraltıldığı için kaynak kullanımının çok daha verimli hale geldiği bu iletişim türü Tek Yönlü Asimetrik İletişime göre avantaj sağlarken, etkileşimin faydalarından yararlanamamaktadır.

Etkileşimli Asimetrik İletişim: Etkileşimin gücünün kullanılabilmesine rağmen hedef kitle üzerine odaklama yapılmayan iletişim türüdür. Özellikle internet üzerinde büyük portaller ve haber siteleri üzerinden yapılan çalışmaları örnek verebiliriz. Etkileşim sayesinde etkisinin kolayca ölçülebilmesi ve geri dönüşlerden faydalanmanın mümkün olması önemli avantajlarıdır.

Etkileşimli Simetrik İletişim: Hem hedef kitle odaklanması sayesinde kaynak kullanımının optimum olduğu hem de etkileşim sayesinde geri dönüş, ölçümleme ve güçlü etki avantajlarına sahip pazarlama iletişimi modelidir. Gelişen Web 2.0 oluşumları ve Uzun Kuyruk (Longtail) anlayışı sayesinde her gün birbirinden farklı ve başarılı uygulama alanları ortaya çıkmaktadır.

27 Mart 2007 Salı

On 13:50 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Web 2.0 konseptinde pazarlamacıların dikkat etmesi gereken bazı noktaların önemi her geçen gün artıyor:

Topluluğun bir parçası olmak gerekiyor:
Web 2.0 denildiğinde akla ilk gelen olgulardan biri topluluklar. Eğer bir topluluk içinde pazarlama aktivitesi gerçekleştirilmesi planlanıyorsa bu topluluğun bir parçası olarak hareket edilebilmeli. Toplulukların en önemli kurallarından biri, topluluğun tamamının çıkarlarının her zaman bireylerin çıkarlarından daha önemli olması. Mesajın iletilmesi için topluluğa rahatsızlık verecek veya onları kandırmaya yönelik bir yöntem seçilmesi, topluluğun tümünün çıkarlarına ters düşerek insanların bunu kolaylıkla algılamalarına ve tepki göstermelerine neden olacaktır.

Geri dönüşler konusunda hazırlıklı olmak gerekiyor:
Web 2.0 aynı şekilde her türlü görüşün özgürce ifade edilmesini destekleyen ortamlar sunarak iletilen pazarlama mesajına ve ürüne tepkilerin anında gelmesini sağlıyor. Eğer Web 2.0 araçları kullanılmak isteniyorsa, olumlular kadar olumsuz tepkilere de hazırlıklı olunmalı. Yapılabilecek en büyük hata ise bu olumsuz geri dönüşlere veya bunların paylaşımına engel olmaya çalışmak. Aksine bu paylaşımları doğru şekilde değerlendirerek avantaj sağlayabilmek önemli.

Geleneksel pazarlama iletişimi işe yaramayabilir:
Web 2.0 ortamlarında karşınızdaki kullanıcılar sizden açık sözlü, samimi ve paylaşımcı olmanızı bekliyor. Geleneksel reklam çalışmaları büyük ihtimalle ya hedef kitle tarafından göz ardı edilecek ya da olumsuz şekilde karşılanacaktır. Amaç mesajı dayatmak değil paylaşmak olmalı.

Kısa süreli kampanyalardan sonuç almak zor:
Web 2.0 ortamında bir mesajı kimseye zorla dayatmak mümkün olmadığından, öncelikle söylenenlerin dinlemeye değer olduğunu göstermek gerekiyor. Açık kaynaklı içerik oluşumunun en önemli dezavantajı düşük içerik kalitesi olduğu için hedef kitlenizin sizi ve mesajlarınızı dikkate almasını ve takip etmesini sağlamanız gerekli. Kısa kampanyalarla güvenilir mesajlar iletmek ise zor. Bunun yerine hedef kitleyle sürekli ve karşılıklı bir iletişim ön plana çıkmalıdır.