23 Ağustos 2007 Perşembe
Aşağıdaki manifestoya Andy Sernovitz’in Word of Mouth Marketing adlı kitabında rastladım. Bazı önemli konuları güzel özetlemiş.
- Mutlu müşteriler en iyi reklamınızdır. İnsanları mutlu edin.
- Pazarlama basittir. Müşterilerinizin saygı ve övgüsünü kazanın, pazarlamanızı onlar yapacaktır. Hem de bedavaya.
- Etik ve iyi hizmet önce gelir.
- Siz reklamlarınızda anlattıklarınız değil, müşteriye yaşattığınız deneyimsiniz.
- Hakkınızda kötü şeyler konuşulması da bir fırsattır. Dinleyin ve öğrenin.
- İnsanlar zaten konuşuyorlar. Tek seçeneğiniz sohbete katılmak.
- İlgi çekici olun yoksa görünmez olursunuz.
- Eğer hakkında konuşmaya değmezse, yapmaya da değmez.
- Şirketinizin hikayesini, iyi bir hikaye yapın.
- İnsanların hakkında konuşmak istedikleri bir şirkette çalışmak daha eğlencelidir.
- Ağızdan ağıza pazarlamanın gücünü daha iyi hizmet vermek için kullanın.
- Dürüst pazarlama daha çok para kazandırır.
21 Ağustos 2007 Salı
1 Ağustos 2007 Çarşamba
Renk körlüğü yaşam kalitesini etkileyen bir rahatsızlık olmadığı için genelde pek dikkate alınmaz. Deuteranope (en yaygın bulunan kırmızı/yeşil çeşidi) bir renk körü olarak, ben konuyla uzun süredir ilgileniyorum.
Renk körlüğüyle ilgili pek bilinmeyen ama şaşırtıcı bazı istatistikler var: Kadınlarda renk körlüğü gözardı edilebilecek kadar az oranda bulunurken, erkeklerin ortalama %10’u renk körü. Renk körü olan %10’luk kesimin ise ortalama %90’ı bunu farketmeden yaşıyor ve bu sebeple bu kadar yaygın bir rahatsızlık olduğu da bilinmiyor.
Ülkemizin İnternet kullanıcılarının genel dağılımına bakarsak, erkek kullanıcıların oranı yaklaşık %70. Bunun da %10’unun renk körü olduğunu düşünürsek web sitelerimizin toplam ziyaretçilerinin yaklaşık %7’si renk körü diyebiliriz.
Ziyaretçilerimizin şu an için %4-5’i kadarını oluşturan Firefox kullanıcıları için yaptığımız cross platform çalışmalarını düşünürsek, renk körlerini komple göz ardı etmek bir hata olabilir.
Bir renk körü olarak tasarımda atlanan hangi noktaların sorun yaratabileceğini şöyle sıralayabilirim:
- Farklı renklerdeki arka planların üzerinde bulunan yazılar (yeşil/kırmızı, gri/pembe, vs) renk körleri tarafından okunamayabiliyor.
- Kontrast oluşturmaya ya da dikkati bir noktaya çekmeye çalışıyorsanız renk körü dostu renkler kullanın (turuncu, koyu mavi ve lacivert tonları, vs).
- Yazının içinde bazı metinleri ön plana çıkarmak için kullandığınız değişik renkler renk körleri tarafından görülmeyebiliyor.
- Kullanıcılarınıza birşey anlatırken “aşağıdaki kırmızı çizgi” veya “yeşil linke tıklayın” gibi cümleler kurmayın.
- Grafik ve tablolarda renkten farklı ayraçlar kullanmanız da renk körleri için oldukça faydalı olabilir.
Peki bir tasarımcı hazırladığı çalışmayı renk körleri için nasıl test edebilir. Vischeck adlı bir servis hem resimler hem de web sayfaları için renk körlüğü simülasyonu hazırlayan bir yazılım yapmışlar ve online olarak veya bilgisayarınıza indirerek ücretsiz kullanabiliyorsunuz.
Aynı servisin renk körleri için diğer insanların nasıl gördüklerine dair simülasyon hizmetleri de mevcut.
Renk körü olup olmadığınızı bilmiyor musunuz? Burada basit bir test bulabilirsiniz.
Renk körlüğüyle ilgili pek bilinmeyen ama şaşırtıcı bazı istatistikler var: Kadınlarda renk körlüğü gözardı edilebilecek kadar az oranda bulunurken, erkeklerin ortalama %10’u renk körü. Renk körü olan %10’luk kesimin ise ortalama %90’ı bunu farketmeden yaşıyor ve bu sebeple bu kadar yaygın bir rahatsızlık olduğu da bilinmiyor.
Ülkemizin İnternet kullanıcılarının genel dağılımına bakarsak, erkek kullanıcıların oranı yaklaşık %70. Bunun da %10’unun renk körü olduğunu düşünürsek web sitelerimizin toplam ziyaretçilerinin yaklaşık %7’si renk körü diyebiliriz.Ziyaretçilerimizin şu an için %4-5’i kadarını oluşturan Firefox kullanıcıları için yaptığımız cross platform çalışmalarını düşünürsek, renk körlerini komple göz ardı etmek bir hata olabilir.
Bir renk körü olarak tasarımda atlanan hangi noktaların sorun yaratabileceğini şöyle sıralayabilirim:
- Farklı renklerdeki arka planların üzerinde bulunan yazılar (yeşil/kırmızı, gri/pembe, vs) renk körleri tarafından okunamayabiliyor.
- Kontrast oluşturmaya ya da dikkati bir noktaya çekmeye çalışıyorsanız renk körü dostu renkler kullanın (turuncu, koyu mavi ve lacivert tonları, vs).
- Yazının içinde bazı metinleri ön plana çıkarmak için kullandığınız değişik renkler renk körleri tarafından görülmeyebiliyor.
- Kullanıcılarınıza birşey anlatırken “aşağıdaki kırmızı çizgi” veya “yeşil linke tıklayın” gibi cümleler kurmayın.
- Grafik ve tablolarda renkten farklı ayraçlar kullanmanız da renk körleri için oldukça faydalı olabilir.
Peki bir tasarımcı hazırladığı çalışmayı renk körleri için nasıl test edebilir. Vischeck adlı bir servis hem resimler hem de web sayfaları için renk körlüğü simülasyonu hazırlayan bir yazılım yapmışlar ve online olarak veya bilgisayarınıza indirerek ücretsiz kullanabiliyorsunuz.
Aynı servisin renk körleri için diğer insanların nasıl gördüklerine dair simülasyon hizmetleri de mevcut.
Renk körü olup olmadığınızı bilmiyor musunuz? Burada basit bir test bulabilirsiniz.
On 11:12 by Murat Kahraman in murat kahraman No comments
Bu yaz başında The Uniclub, pazarlamadunyasi.com işbirliğiyle bir anket çalışması gerçekleştirilmişti. 26-35 yaş arası 1045 kişiye pazarlamada çalışmayı tercih ettikleri bölümler, pazarlama sektörünü takip ettikleri mecralar ve gençlik pazarlaması üzerine düşünceleri sorulmuş, sonuçları buradan görebilirsiniz. Pazarlamayla ilgili gelişmelerin takip edildiği kaynakların %57’sini İnternet oluştururken, en güncel ve farklı bakış açılarını sunan kaynak olan blogların sadece %5 seviyesinde kalması dikkatimi çekti.
Gençlik Pazarlaması üzerine benim yorumumun da sonuçlarla birlikte sunulmuş olması çalışmaya daha da anlam katmış :) (artık onpunto değil ekolay.net’teyim)
26 Temmuz 2007 Perşembe
Gmail, bir e-posta iletisinin dünyayı nasıl dolaştığına dair bir video hazırlıyor.
Kendilerinin başlangıcını hazırladığı videoya, dünyanın her yerinden Gmail kullanıcılarının kendi çekimlerini eklemeleri konusunda bir çağrı yapmışlar. Sonunda tüm gönderilerin birleştirilmesinden oluşan video GMail’in anasayfasında yayınlanacakmış.
Siz de kendi videonuzu göndermek isterseniz, şartları oldukça basit:
- Videonuzun uzunluğu 10 saniyeyi geçmeyecek
- Gmail zarfı net bir şekilde görünür olacak ve ekrana sol taraftan girip, sağ taraftan çıkacak
- Ses konusu önemli değil, Gmail ekibi video tamamlandığında fon müziğini kendileri ekleyecekler
Gmail konuyla ilgili hazırladığı sayfaya videonuzda kullanmanız için çıktısını alabileceğiniz bir Gmail zarfı eklemeyide unutmamış.
Şu ana kadar gönderilen çekimlere göz attığımda çıkacak çalışmanın oldukça eğlenceli olacağından hiç şüphem yok. Anlaşılan Gmail ve Google bir süre daha kendisinden bahsettirmeye devam edecek.
Kendilerinin başlangıcını hazırladığı videoya, dünyanın her yerinden Gmail kullanıcılarının kendi çekimlerini eklemeleri konusunda bir çağrı yapmışlar. Sonunda tüm gönderilerin birleştirilmesinden oluşan video GMail’in anasayfasında yayınlanacakmış.
Siz de kendi videonuzu göndermek isterseniz, şartları oldukça basit:
- Videonuzun uzunluğu 10 saniyeyi geçmeyecek
- Gmail zarfı net bir şekilde görünür olacak ve ekrana sol taraftan girip, sağ taraftan çıkacak
- Ses konusu önemli değil, Gmail ekibi video tamamlandığında fon müziğini kendileri ekleyecekler
Gmail konuyla ilgili hazırladığı sayfaya videonuzda kullanmanız için çıktısını alabileceğiniz bir Gmail zarfı eklemeyide unutmamış.
Şu ana kadar gönderilen çekimlere göz attığımda çıkacak çalışmanın oldukça eğlenceli olacağından hiç şüphem yok. Anlaşılan Gmail ve Google bir süre daha kendisinden bahsettirmeye devam edecek.
25 Temmuz 2007 Çarşamba
On 21:37 by Murat Kahraman in dönüşüm oranı, murat kahraman, online pazarlama, trafik analiz No comments
Bir e-işiniz var ve daha fazla gelir elde etmeyi amaçlıyorsunuz. Gelirinizi arttırmak için neler yapabilirsiniz?
Birçok girişimcinin bu soruya cevabının sitesinin trafiğini arttırmak olacağına eminim. Eğer daha çok ziyaretçi, kullanıcı, müşteriniz olursa daha çok satış yapar daha çok kazanabilirsiniz.
Bu durumu bir örnekle inceleyelim. Kazak sattığınız bir e-ticaret siteniz var.
Her ay ortalama 10.000 kişi sitenizi ziyaret ediyor ve bu ziyaretçilere 200 kazak satıyorsunuz. Kazak başına kazancınız 20 YTL.
Bu noktada mevcut durumunuzu daha iyi anlayabilmek için bazı hesaplar yapalım:
TZ (Tekil Ziyaretçi)= 10.000
Dönüşüm= 200
Dönüşüm Oranı= (200/10.000) x %100= %2
Kazanç/Dönüşüm=20 YTL
Kazanç/TZ= 0,4 YTL

Bu verileri yorumlarsak; sitenize gelen her ziyaretçi size ortalama 0,4 YTL kazandırıyor.
Bu örnekte sitenizin trafiğini arttırarak toplam kazancınızı arttırmayı deneyelim.
3.000 YTL harcadığımız bir kampanya ile sitenize yeni 10.000 ziyaretçi kazandırdığınızı varsayalım.
TZ/Maliyet= 3.000/10.000= 0,3 YTL (Bu değer Kazanç/TZ değerinin üzerine çıkarsa kampanya zararla sonuçlanacaktır)
10.000 yeni ziyaretci gelirimizde 0,4x10.000= 4.000 YTL’lik bir artış sağlıyor. Bu artışın maliyeti ise 3.000 YTL olduğu için reel artışı 1.000 YTL olarak hesaplayabiliriz.
Ay sonunda toplam değerlerimiz şu şekilde gerçekleşmiş olacak:

Şimdi de yeni bir kampanyaya çıkmadan, sitemizin dönüşüm oranlarını arttırmak için çalışmalar yaptığımızı varsayalım. Kampanya için ayırdığımız bütçe olan 3.000 YTL ile site optimizasyonu yaparak dönüşüm oranımızı 2 katına çıkartalım:

Aynı miktarda gelir etmemize rağmen Kazanç/TZ oranımızı 0,5 YTL arttırmış olduk.
Bu optimizasyon çalışmasının bize asıl getirisini ise takip eden ayda ilk örnekte bahsettiğimiz kampanyayı gerçekleştirerek görebiliriz.
Optimizasyon yapmaksızın kampanyamızı 2 ay devam ettirirsek:

Optimizasyon sonrası kampanya yaparsak:

Bu örnekten kolayca görülebileceği üzere birçok girişimin trafiğini ve ziyaretçi sayısını arttırabilmek uğruna yüklendiği maliyetlerin bir kısmını dönüşüm oranını arttırmaya yönelik optimizasyonlara harcaması uzun vadede kendilerine çok daha faydalı olacaktır.
Not: Varsayımlarımı konudan uzaklaşmamak uğruna mümkün olduğunca basit tutmaya çalıştım, kullanıcı sadakati, tıklama kalitesi gibi birçok etkeni ana fikri değiştirmeyeceği için hesaplamalara katmadım.
Birçok girişimcinin bu soruya cevabının sitesinin trafiğini arttırmak olacağına eminim. Eğer daha çok ziyaretçi, kullanıcı, müşteriniz olursa daha çok satış yapar daha çok kazanabilirsiniz.
Bu durumu bir örnekle inceleyelim. Kazak sattığınız bir e-ticaret siteniz var.
Her ay ortalama 10.000 kişi sitenizi ziyaret ediyor ve bu ziyaretçilere 200 kazak satıyorsunuz. Kazak başına kazancınız 20 YTL.
Bu noktada mevcut durumunuzu daha iyi anlayabilmek için bazı hesaplar yapalım:
TZ (Tekil Ziyaretçi)= 10.000
Dönüşüm= 200
Dönüşüm Oranı= (200/10.000) x %100= %2
Kazanç/Dönüşüm=20 YTL
Kazanç/TZ= 0,4 YTL

Bu verileri yorumlarsak; sitenize gelen her ziyaretçi size ortalama 0,4 YTL kazandırıyor.
Bu örnekte sitenizin trafiğini arttırarak toplam kazancınızı arttırmayı deneyelim.
3.000 YTL harcadığımız bir kampanya ile sitenize yeni 10.000 ziyaretçi kazandırdığınızı varsayalım.
TZ/Maliyet= 3.000/10.000= 0,3 YTL (Bu değer Kazanç/TZ değerinin üzerine çıkarsa kampanya zararla sonuçlanacaktır)
10.000 yeni ziyaretci gelirimizde 0,4x10.000= 4.000 YTL’lik bir artış sağlıyor. Bu artışın maliyeti ise 3.000 YTL olduğu için reel artışı 1.000 YTL olarak hesaplayabiliriz.
Ay sonunda toplam değerlerimiz şu şekilde gerçekleşmiş olacak:

Şimdi de yeni bir kampanyaya çıkmadan, sitemizin dönüşüm oranlarını arttırmak için çalışmalar yaptığımızı varsayalım. Kampanya için ayırdığımız bütçe olan 3.000 YTL ile site optimizasyonu yaparak dönüşüm oranımızı 2 katına çıkartalım:

Aynı miktarda gelir etmemize rağmen Kazanç/TZ oranımızı 0,5 YTL arttırmış olduk.
Bu optimizasyon çalışmasının bize asıl getirisini ise takip eden ayda ilk örnekte bahsettiğimiz kampanyayı gerçekleştirerek görebiliriz.
Optimizasyon yapmaksızın kampanyamızı 2 ay devam ettirirsek:

Optimizasyon sonrası kampanya yaparsak:

Bu örnekten kolayca görülebileceği üzere birçok girişimin trafiğini ve ziyaretçi sayısını arttırabilmek uğruna yüklendiği maliyetlerin bir kısmını dönüşüm oranını arttırmaya yönelik optimizasyonlara harcaması uzun vadede kendilerine çok daha faydalı olacaktır.
Not: Varsayımlarımı konudan uzaklaşmamak uğruna mümkün olduğunca basit tutmaya çalıştım, kullanıcı sadakati, tıklama kalitesi gibi birçok etkeni ana fikri değiştirmeyeceği için hesaplamalara katmadım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Arama
Takip Et
Blog Arşivi
-
►
2014
(1)
- ► Eylül 2014 (1)
-
►
2013
(5)
- ► Mayıs 2013 (2)
- ► Nisan 2013 (2)
-
►
2012
(5)
- ► Eylül 2012 (1)
- ► Şubat 2012 (3)
-
►
2011
(8)
- ► Aralık 2011 (1)
- ► Kasım 2011 (3)
- ► Eylül 2011 (3)
-
►
2010
(6)
- ► Eylül 2010 (1)
- ► Mayıs 2010 (2)
- ► Şubat 2010 (1)
-
►
2009
(26)
- ► Aralık 2009 (1)
- ► Kasım 2009 (3)
- ► Eylül 2009 (2)
- ► Ağustos 2009 (1)
- ► Temmuz 2009 (6)
- ► Haziran 2009 (2)
- ► Nisan 2009 (2)
-
►
2008
(26)
- ► Aralık 2008 (2)
- ► Kasım 2008 (4)
- ► Ağustos 2008 (4)
- ► Haziran 2008 (3)
- ► Mayıs 2008 (2)
- ► Nisan 2008 (3)
- ► Şubat 2008 (2)
-
►
2007
(52)
- ► Aralık 2007 (4)
- ► Kasım 2007 (1)
- ► Eylül 2007 (3)
- ► Ağustos 2007 (4)
- ► Temmuz 2007 (7)
- ► Haziran 2007 (7)
- ► Mayıs 2007 (1)
- ► Nisan 2007 (4)
- ► Şubat 2007 (2)
-
►
2006
(13)
- ► Aralık 2006 (13)
En çok Okunanlar
-
Google kendi reklam ürünü Adwords 'ün temel özelliklerinin anlatıldığı bir video hazırlamış. Son derece basit ve anlaşılır şekilde birço...
-
Çıplak Sohbetler , Robert Scoble ve Shel Israel tarafından yazılmış, bloglar dünyasının şirket ve kurumlar yönünü inceleyen bir kitap. Micro...
-
Japon tasarım firması Information Architects , Tokyo metrosunun haritasından yola çıkarak internetin en başarılı 200 sitesini içeren bir web...
-
Geçen hafta organizasyon açısından oldukça zengin bir hafta oldu. Salı günü, yaz için verilen aradan sonra tekrar başlayan Mobile Monday İst...
Blogger tarafından desteklenmektedir.



