2 Mart 2007 Cuma
Genellikle bir işe girişirken hepimiz bulunduğumuz sektörün en büyüğü olma hayalini kurarız ama en büyük olmak hatta büyük olmak her zaman iyi midir?Girişimler büyüdükçe biraz büyülerini kaybediyorlar. Çok büyük firmaların çıkardığı birçok servisin yeterli ilgiyi görmediğini, hedeflediği noktalara ulaşamadığını sıklıkla görüyoruz.
Bu girişimlere ayrılan büyük bütçeler ve çok geniş tanıtım olanakları çoğu zaman başarılı olmak için yeterli olmuyor.
Başarısızlığın nedenlerini ortaya koymak için önce küçük servislerin nasıl daha büyük başarı yakaladıklarını incelemek gerekiyor.
Küçük bir girişim, genel olarak küçük ama birbirine daha sıkı bağlı bir ekip tarafından ortaya konuluyor. Bu ekip ortaya koydukları işe büyük bir tutkuyla bağlı oluyor ve yaptıkları işin en iyisi olması konusunda büyük özen ve özveri gösterebiliyorlar.
Girişimcilerin işlerine tutkuyla bağlı olmaları, aynı tutkuyu kullanıcıların da paylaşmasına yol açıyor. Bu kullanıcılar, önce servisi sahipleniyorlar daha sonra da çok etkili viral pazarlama dalgaları yaratarak girişimin büyümesini sağlıyorlar.
İşte bu noktada büyürken, küçük gibi davranmaya devam edebilenler, başarılarını sürdürebiliyorlar. Başarılı olduğunu düşündüğümüz, bugün çok büyük hale gelen girişimlere baktığımızda, küçükken nasıllarsa büyüyünce de aynı çizgi ve konsepti korumayı başarmış olduklarını fark edebilirsiniz.
Peki bunu nasıl başarabiliriz? Birinci olarak hedefimiz en büyük olmak değil en iyi olmak olmalıdır. İnsanlar her zaman en büyük olanı değil en iyi olanı tercih edeceklerdir.
Büyümekte de olsanız, çoktan büyümüş de olsanız, mutlaka işinizi küçükken olduğu kadar sevmeli ve heyecanla bağlı olmalısınız. Hiçbir kullanıcı işinize sizden daha büyük bir heyecanla yaklaşmaz.
Aynı heyecanı çalışanlarınızla da paylaşmanız gerekiyor. Büyük şirketlerin başarısız girişimlerinin nedeni genelde işe tutkuyla bağlı olmayan çalışanlardan kaynaklanmakta. Bir çalışanın işini kitabına uygun olarak ve teknik olarak hatasız yapması yeterli midir? Eğer işinize gerçekten tutkuyla bağlı kullanıcılarınız olmasını istiyorsanız, bu kullanıcılardan çok daha tutkulu çalışanlara ihtiyacınız var demektir.
Sonuç olarak başarılı olduğunuzda büyürsünüz ama bu büyüdükçe başarınızı koruyacağınız anlamına gelmiyor. Başarı, büyüdükçe küçük kalmayı başarabilmekten geçiyor...
Arama
Takip Et
Blog Arşivi
-
►
2014
(1)
- ► Eylül 2014 (1)
-
►
2013
(5)
- ► Mayıs 2013 (2)
- ► Nisan 2013 (2)
-
►
2012
(5)
- ► Eylül 2012 (1)
- ► Şubat 2012 (3)
-
►
2011
(8)
- ► Aralık 2011 (1)
- ► Kasım 2011 (3)
- ► Eylül 2011 (3)
-
►
2010
(6)
- ► Eylül 2010 (1)
- ► Mayıs 2010 (2)
- ► Şubat 2010 (1)
-
►
2009
(26)
- ► Aralık 2009 (1)
- ► Kasım 2009 (3)
- ► Eylül 2009 (2)
- ► Ağustos 2009 (1)
- ► Temmuz 2009 (6)
- ► Haziran 2009 (2)
- ► Nisan 2009 (2)
-
►
2008
(26)
- ► Aralık 2008 (2)
- ► Kasım 2008 (4)
- ► Ağustos 2008 (4)
- ► Haziran 2008 (3)
- ► Mayıs 2008 (2)
- ► Nisan 2008 (3)
- ► Şubat 2008 (2)
-
▼
2007
(52)
- ► Aralık 2007 (4)
- ► Kasım 2007 (1)
- ► Eylül 2007 (3)
- ► Ağustos 2007 (4)
- ► Temmuz 2007 (7)
- ► Haziran 2007 (7)
- ► Mayıs 2007 (1)
- ► Nisan 2007 (4)
- ► Şubat 2007 (2)
-
►
2006
(13)
- ► Aralık 2006 (13)
En çok Okunanlar
-
Bugün Seth Godin blog unda “ The Cycle of Choice ” başlıklı yazı yazmış. Yazıda, her pazarın bir lider tarafından yaratıldığını, daha sonra ...
-
8bit Dijital İçerik Pazarlama Ajansı 'nı kurarken bol miktarda "içerik pazarlama da ne?", "içerik pazarlama ajansı...
-
Geçtiğimiz yaz yazdığım özellikle pazarlama ve iletişim alanında çalışanlar için sosyal medyaya giriş niteliğinde olan ilk kitabım “ Sosyal ...
-
Geçtiğimiz hafta hem burayı, hem de Sokak34 'ü yenilemekle uğraştım. Yeni şablonların yanısıra URL'leri de sonunda kendi alan adları...
0 yorum:
Yorum Gönder