DİJİTAL İLETİŞİM | SOSYAL MEDYA | İÇERİK PAZARLAMA

28 Aralık 2006 Perşembe

On 23:40 by Murat Kahraman in    1 comment
Nokta A.Ş., 20 Aralık tarihinde Türkçe arama motoru Bilgi.com’u yayına soktu. Arama motorları günümüzde internet kullanımının vazgeçilmez araçları olarak hayatımızda gittikçe daha önemli bir yer tutuyor.

Türkçe arama motoru denince benim aklıma neler geliyor? Aramalar için düzenli olarak kullandığım Google’ı göz önüne aldığım zaman, kendi dili olan İngilizce için son derece kullanışlı birçok araç bulunurken, doğal olarak Türkçe arama yaptığımız zaman bazı sorunlarla karşılaşıyorduk. Bunların başında Türkçe’de çok kullanılan bazı ekler var. İngilizce aramalarda çoğul eki olan “s” arama sonuçlarını etkilemezken, Türkçe’de “ler, lar” ekleri için ayrı arama yapmak gerekebiliyor. Aynı zamanda “da, de, dan, den” gibi çok kullanılan birçok ek bence arama sonuçlarında etkili olmamalı. Örnek olarak “arama” kelimesiyle yaptığım aramaların sonuçlarında “aramalar, aramada, aramadan” gibi kelimenin ek gelmiş halleri de listelenmeli. Aynı şekilde mastar hali girilmiş fiillerin, çekilmiş hallerinin de sonuçların arasında gösterilmesi ilginç ve faydalı olabilir.

Nokta A.Ş., resim, video ve blog arama gibi gelişmiş özelliklerin kısa vadeli planları dahilinde bulunduğunu zaten web sitelerinde açıklamıştı.

Site yayına ilk başladığı gün site sahibi bazı arkadaşlarım kendi sitelerinin indekslenmediğini ve Bilgi.com’da site eklemeyle ilgili bir bölüme ulaşamadıklarını belirtmişlerdi. Bu bölümü sanırım kısa bir süre sonra sitede görebileceğiz.

Bunların haricinde sıkı bir arama motoru kullanıcısı olarak, benim de bazı beklentilerim olacak. Örneğin bir gelişmiş arama sayfası çok kullanışlı olacaktır. “Ve”, “veya”, “aynen” seçeneklerinin yanı sıra Türkçe için kelimenin aynısını ara (ekleri dahil etme), bazı kelimelerin bulunduğu arama sonuçlarını listelememe (- fonksiyonu), sadece bazı alan adı uzantılı sonuçları listele, sadece belli bir sitede arama yapma gibi kullanmaya alıştığımız bazı özellikleri de Bilgi.com’da görmek isterim.

Bunların yanı sıra bir yardım sayfası bence mutlaka bulunması gerekenlerden bir diğeri. Bu sayfada arama özellikleri hakkında kullanıcılara bilgiler verilebilir. Ben “ve”, “ile” gibi çok kullanılan kelimelerin ve tek haneli rakamların arama sonuçlarında gösterilip gösterilmediğini merak ettim.

Ayrıca site sahipleri için Bilgi arama motoru optimizasyonu konusunda temel bilgiler verecek bir kılavuz hazırlanması, sayfa sıralaması bilgilerinin (google pagerank benzeri) paylaşılması Bilgi.com’un daha hızlı penetrasyonu için faydalı olabilir.

Google’ın hızlı bir şekilde şeytan rolünü Microsoft’un elinden aldığı bir dönemde bizden biri olarak kabul edeceğimiz, bizim ihtiyaçlarımızı göz önüne alarak geliştirilmiş ve derdimizi anlatabileceğimiz bir arama motorunun, Türk kullanıcısının ilgisini hızlı bir şekilde kazanacağına gönülden inanıyorum ve bu sektörün içinden biri olarak hepimizin bu projeyi desteklemesi gerektiğini düşünüyorum.

24 Aralık 2006 Pazar

On 13:25 by Murat Kahraman in , ,    4 comments
Çıplak Sohbetler, Robert Scoble ve Shel Israel tarafından yazılmış, bloglar dünyasının şirket ve kurumlar yönünü inceleyen bir kitap. Microsoft, IBM, GM gibi devlerden tek kişilik küçük girişimlere kadar blogların Halkla İlişkiler ve Pazarlama alanlarında kullanımını çeşitli örneklerle anlatıyor.

Bloglar, tek taraflı iletişimin artık iyi sonuçlar vermediği ve gerçek amaca hizmet edemediği günümüzde özellikle etkileşimli müşteri ilişkileri kurmada son derece pratik ve ucuz bir çözüm olarak karşımıza çıkmakta. Bu uygulamaların başarılı ve başarısız örneklerini, tüm dünyadan farklı kurumların blog politikalarının sonuçlarını ve bloglarla ilgili yazarların bazı tavsiyelerini bu kitapta bulabilirsiniz.

Kitabı okudukça, benim bildiğim kadarıyla Türkiye’de hiçbir büyük şirketin müşterileriyle blog yoluyla iletişim kurmadığını fark ettim. Bırakın şirket yöneticileri tarafından desteklenen şirket veya çalışan bloglarını, gerçek anlamda etkileşim kurabileceğimiz web siteleri bile kullanılmamakta.

Bunların yerine bu şirketlerle veya ürünleri ile ilgili görüşlerimizi, özellikle de negatif olanları başka mecralarda (eksisozluk, sikayetvar gibi) birbirimizle paylaşıyoruz ve çoğu zaman bu görüşlerimiz şirket yetkililerine ulaşamıyor.

Örnekler vermek gerekirse özellikle kriz yönetimlerinde kurumun, kurumun üst düzey bir yöneticisinin veya konuyla ilgili çalışanların yayınlayacağı samimi ve gerçekleri anlatan bir blog, bu blogta yayınlanacak olumsuzlar dahil tüm yorumlar ve bu yorumlara kurumun yanıtları bu krizlere müşterilerin bakış açısını yönetmekte büyük başarılar sağlayabilir.

Koçbank, YKB birleşmesi sırasında yaşanan sorunların, bankanın üst düzey yönetiminin gazetelere tam sayfa ilan olarak verdiği samimi bir açıklama yoluyla müşterilerinden anlayış istemesiyle atlatılmaya çalışılmıştı (bence başarılı da oldu), oysa bir blog sağladığı çift taraflı iletişim sayesinde çok daha düşük maliyetli ve çok daha etkin bir çözüm sunabilirdi.

Aynı şekilde Fransız ürünlerinin boykot edilmesi tartışmaları yaşanırken, Danone gibi, Renault gibi büyük Fransız firmalarının konuya yaklaşımlarını sahip oldukları bloglardan takip etmek ilginç olabilirdi.

Bir blog’un bence en büyük avantajı, geri dönüşler ve yorumlar sayesinde yaratılan etkiyi ve verilen mesajın algılanma şeklini hızlı şekilde görebilme ve buna göre hareket edebilme şansı vermesidir. Yukarıdaki örneklerde olduğu gibi gazete ve TV’lere yayınlanan basın açıklamalarında ise geri dönüş ya çok geç olmakta ya da hiç olmamaktadır.

Böyle avantajlı bir iletişim kanalının en kısa sürede bizim kurumlarımız tarafından da keşfedilebileceğini umuyorum ancak mevcut baskıcı ve dışa kapalı şirket kültürlerimiz, blogların en önemli özelliği olan samimi bir dille gerçeklerden bahsetmeleri ilkelerini ne kadar destekleyebilir bu konuda şüphelerim var.

Kurumsal iletişim bölümü çalışanlarının, ajanslarıyla birlikte hazırladığı basın açıklamalarını yayınladığı ve yorumların sansür seviyesinde modere edildiği bloglar, mevcut durumda çok da büyük bir fark yaratmayacaktır.

21 Aralık 2006 Perşembe

On 23:34 by Murat Kahraman in , , , , ,    No comments

RSS feed’lerime bakarken del.icio.us hotlist’te bir post dikkatimi çekti. Eklenen bookmark, Web design from Scratch adlı bir sitede Web 2.0 Tasarım Rehberi (Web 2.0 design style guide) başlıklı bir yazıya aitti.

Artık her şeyin web 2.0’a göre değerlendirilmesinin bana çok samimi gelmemesiyle birlikte genel tasarım trendleri olarak bakıldığında ilgi çekici bir yazı olduğu kesin.

Basitlik, navigasyon kolaylığı, içeriğin ön plana çıkarılması gibi maddelerin önemi bence tartışılmaz ve büyük ihtimalle daha uzun süre aranılacak nitelikler olacaktır ancak gözlerimiz degrade arka planlar, 3 boyut ve kristal efektli buton ve ikonlar, logolardaki yansımalar, standart ve sıradan etiket bulutlarından farklı tasarımlar aramaya başladı.

Biz eskidostuz.biz’in tasarımında basitliğe özen gösterdik ve bahsedilen web 2.0 ilkelerini açıkçası çok da göz önüne almadık. Bizim için ön planda olan kesinlikle kullanım kolaylığıydı. Sitenin işlevi nedeniyle navigasyon oldukça karışık bir yapıya sahipti ve bütün tasarımlarımızı kullanıcılarımızı en basit şekilde doğru alanlara yönlendirebilmeyi düşünerek yaptık.

Şu ana kadar aldığımız geri dönüşler son derece olumlu. Navigasyon ve yönlendirme konusunda oldukça deneyim kazandığımızı söyleyebilirim ve bu sayede yeni projelerimizde ve eskidostuz.biz üzerinde yaptığımız geliştirme çalışmalarında daha başarılı uygulamaları hizmete sunacağız.

Sonuç olarak zevkler ve renkler tartışılmaz. Özellikle kristal efektlerini ve degrade arka planları çok beğeniyor olmama rağmen bu kadar çok kullanılmasının biraz farklılık ihtiyacını ortaya çıkardığını düşünüyorum.

19 Aralık 2006 Salı

On 16:19 by Murat Kahraman in , , , ,    3 comments
Google 2005 yılında web analizi araçları konusunda çalışan bir yazılım firması olan Urchin’i satın alarak Kasım ayında “Google Analytics” hizmetini sunmaya başlamıştı. Ancak aşırı yoğun ilgiden dolayı yeni açılan hesaplar askıya alınmış ve kullanım hakkı çekilişe dayalı bir yöntemle dağıtılmaya başlanmıştı.

Bu yoğun ilgiye neden olan Google’ın sunduğu yaklaşık 80 farklı rapor sayesinde kullanıcılarınızın sitenizi nasıl kullandıkları hakkında detaylı bilgi edinebilmenizi sağlamasıydı. Bu hizmet sayesinde bir kullanıcının sitenize ne zaman, nasıl ve nereden geldiği, aramalarda kullandığı anahtar kelimeler, sitede ne kadar kaldıkları, kaldıkları süre boyunca nereleri görüntüledikleri konusunda bilgi almak mümkündü.

Google Analytics bu tarz bir web istatistiği hizmeti sunan ilk yazılım olmamakla birlikte bu yoğun ilginin önemli sebeplerinden biri diğer çoğu Google servisinde olduğu gibi ücretsiz olmasıydı.

Sonunda Google, Analytics servisini tekrar herkesin kullanımına açtı. Kullanım için sadece bir hesap açmanız veya mevcut Google hesabınıza girerek sitenizi kaydetmeniz ve otomatik olarak üretilen kodları sitenize yerleştirmeniz yeterli.

Kullanımı son derece kolay olmakla birlikte özellikle yorumları doğru yapabilmeniz için oldukça başarılı bir yardım menüsü kullanımınıza sunulmuş.

Bir diğer önemli nokta ise Google Adwords kullananlar için bu iki servisin beraber çalışabilmesi. Google Analytics tüm anahtar kelimeleriniz için fiyat (cost) analizlerini yaparak yatırımınızın geri dönüşünü (ROI) optimize etmeniz gerekli araçları içeriyor.

Eğer içeriğiniz firewall gerisinde, intranet’te veya bir iç ağda bulunduğu için Google Analytics hizmetinden faydalanamıyorsanız Urchin 5 yazılımını indirerek sunucunuzda kullanmanızda mümkün.

Şu anda Türkçe dil desteği bulunmayan bu servisin bir kullanıcısı olarak, tüm site sahiplerine özellikle kullanıcılarının site içerisindeki hareketleriyle ilgili bilgi sahibi olarak site navigasyonlarını analiz etmek isteyenlere kesinlikle tavsiye edeceğim bir Google hizmeti olduğunu söyleyebilirim.

16 Aralık 2006 Cumartesi

On 19:11 by Murat Kahraman in , , , ,    No comments



Bugün Genç Girişimciler Kulübü tarafından düzenlenen ve webrazzi sitesinden hepimizin tanıdığı ve yazılarını dikkatle takip ettiğimiz Arda Kutsal’ın konuşmacı olarak bulunduğu Web 2.0 ve Türkiye Fırsatları seminerine katıldım.

Genel olarak oldukça sıcak bir ortamda geçen seminerin herkes için oldukça faydalı geçtiğine inanıyorum.

Önce web 2.0’ın tanımı ile başlayan seminer, Türkiye’de başarılı olmuş web 2.0 girişimleri ve bunların değerleri üzerine hoş bir sohbetle devam etti.

Bu bölümde seminerde dinleyici olarak bulunan Nokta A.Ş. yetkililerinden, İzlesene sitesinin kendileri tarafından satın alındığını öğrendik. Bu gelişmenin her iki tarafa ve özellikle de İzlesene kullanıcılarına hayırlı olmasını dilerim.

Daha sonra benim kişisel olarak en çok ilgimi çeken kısım olan risk yatırımcılarının web girişimlerine bakış açısından ve yatırımcıların beklentilerinden bahsedildi.

Türkiye’de mevcut fırsatlarla ilgi tartışma sonrasında seminer sona erdi.

Son derece bilgilendirici olmanın yanı sıra hızlı ve eğlenceli geçen seminer, Arda Kutsal’ın 2.0 alışkanlığından olsa gerek dinleyicilerle oldukça etkileşimli bir şekilde sürdü.

Benim en beğendim yer ise örnek olarak eskidostuz.biz’den bahsedilen bölüm oldu :)

Bu seminer için Genç Girişimciler Kulübü ve Arda Kutsal’a çok teşekkürler.

13 Aralık 2006 Çarşamba

On 17:32 by Murat Kahraman in , ,    No comments
Eskidostuz.biz olarak kullanıcılarımızın sitemizle ilgili deneyimlerini paylaşmak için yeni bir uygulama başlatıyoruz. Zaten yayın hayatına başladığımız günden beri geri bildirim konusunda son derece paylaşımcı davranan kullanıcılarımızı artık sadece online değil gerçek hayatlarında sitemiz ile ilgili yaşadıkları deneyimleri bizlerle paylaşmaya çağırıyoruz.

Eskidostuz.biz hikayeleri adı altıyla başlattığımız bu uygulamada kullanıcılarımızdan sitemiz sayesinde kavuştukları eski dostlarını, beraber yaşadıklarını resimleri ile beraber bize e-posta yoluyla göndermelerini istedik. Şu an hikayeleri biriktiriyoruz ve Ocak ayından itibaren yayınlamaya başlayacağız.

Eskidostuz.biz hikayeleri bölümümüzü sadece siz gönderin, biz yayınlayalım anlayışı ile değil çok daha katılımcı ve eğlenceli bir uygulama olarak yayınlamayı planlıyoruz.

Bu uygulamanın, projemizin kullanıcılarımız tarafından daha çok sahiplenilmesinin yanı sıra sitenin içeriğini zenginleştirerek site üzerinde daha çok vakit geçirilmesini sağlamasını umuyoruz.