DİJİTAL İLETİŞİM | SOSYAL MEDYA | İÇERİK PAZARLAMA

reklam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
reklam etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Ekim 2007 Perşembe

Techcrunch’ta okuduğumuz üzere Microsoft sonunda Facebook’la anlaşmaya vardı ve şirketin %1,6’sını 240 milyon dolar ödeyerek satın alarak Facebook’un değerinin 15 milyar dolar olduğunu tescil etmiş oldu.

Bu satın almanın Facebook’a bu kadar yüksek bir değer biçmesinin yanı sıra asıl önemli noktası, Microsoft’un satın alma öncesine kadar sahip olduğu fB Amerika reklam yayın hakkını diğer ülkeleri de kapsayacak şekilde genişletmiş olması.

Facebook’un elindeki çok değerli veritabanını ve üyelerinin özel profil bilgilerini hedefleyerek reklam yayınlamayla ilgili (ne kadar etik olduğu ayrı bir tartışma konusu sanırım) yaptığı çalışmalar hakkındaki dedikoduları düşünecek olursak Microsoft’un yatırımının değerini anlamak biraz daha kolay olabilir.

Diğer bir konu ise ülkemizde her geçen gün daha popüler hale gelen ve çok sayıda Türk kullanıcısı ve Türkçe uygulaması bulunan Facebook’un yerli reklamverenler açısından durumu olacak.

Şu ana kadar flyer adını verdikleri self servis ve sabit gösterim fiyatıyla satılan reklam modelleri, network bazlı olarak Türk yayıncılar tarafından oldukça fazla miktarda kullanılıyordu. Son günlerde ise bu flyer reklamları için tıklama başına açık arttırmalı bir modeli devreye alınmıştı.

Bu yeni gelişmeden sonra MSN Adcenter’ın Türkiye’de popülaritesinin artacağını tahmin ediyorum. Belki Google Adwords’te olduğu gibi kısa bir süre içerisinde MSN’de Türkçe dil desteğini reklam hizmetleri için devreye alabilir.

4 Ocak 2007 Perşembe

Global tüketici eğilimlerinin incelendiği ve raporlar halinde sunulduğu trendwatching.com sitesinde Generation C(ash) başlıklı bir raporun özeti Aralık ayında yayınlandı.

Yazıda, kısaca içeriğin kullanıcı tarafından oluşturulduğu bir sistemde gelirinde kullanıcıyla paylaşılması gerektiğinden bahsediliyor, bu konuda bazı örnekler sunuluyor ve bu temanın 2007 yılında çok öne çıkağı ön görülüyor.

Kullanıcıyla gelir paylaşımı konusu, web 2.0’la hayatımıza giren kullanıcı her şeydir görüşünün bir parçası. Bir web hizmetinin içeriğini, sistemin geliştirilmesini ve pazarlamasını kullanıcı yapıyorsa, gelirinin de kullanıcıyla paylaşılması bence mantıklı.

Birinci açıdan, yani kullanıcı açısından baktığımız zaman, internette geçirdiğiniz zamanı, harcadığınız emeği, az da olsa bir gelire dönüştürmek, hem yaptığınız işe daha fazla değer vermenize yol açacaktır hem de harcadığınız zamana değer katacaktır.

İkinci açıdan, yani girişimci açısından bakıldığında ise bu uygulamadan daha başarılı olabilecek bir sadakat programı, büyük ihtimalle çok daha yüksek maliyetli olacaktır.

Ülkemize baktığımız zaman, benim takip ettiğim siteler arasından bu uygulamanın öncüsü olarak pillinetwork’ün reklam geliri paylaşımı programını görüyoruz. Bunu takip eden ikinci bir uygulama ise Medyanet tarafından yayınlanan onpunto isimli blog sitesi.

Şu an için internet reklam gelirlerinin oranlarından olsa gerek, kullanıcıların elde ettiği payları bir gelir olarak adlandırmak zor da olsa, bu uygulamanın önümüzdeki aylarda yaygınlaşacağına kesin gözüyle bakıyorum.