DİJİTAL İLETİŞİM | SOSYAL MEDYA | İÇERİK PAZARLAMA

27 Ocak 2015 Salı



İçerik üretmek kolay bir iş değil, sürekli ve işe yarayan içerik üretmek ise oldukça zor. 

İçerik pazarlamada içeriğin kalitesi ve sürekliliği büyük önem taşıyor. Markaların web sitelerini, sosyal medya kanallarını, e-bültenlerini, SEM çalışmalarını, bloglarını ve diğer tüm dijital varlıklarını beslemek için düzenli olarak ‘yeterli miktarda’ içeriğe ihtiyaçları var ve bu ihtiyacı günlük çerez Facebook içerikleri ile sağlamak artık çözüm değil. 

Bu sorunu çözebilmek ve aynı zamanda elimizde az miktarda bulunan değerli içeriği en etkin şekilde kullanabilmek için farklı tekniklerden faydalanmak gerekiyor. Bu tekniklerden biri "İçerik Sütunu"dur. 

İçerik Sütunu Nedir? 

Elimizdeki içeriğin en etkin şekilde çalışması için, kendi hedeflerimize göre farklılık gösterecek bazı etkenler var. Genel olarak; iyi bir içeriğin özgün olması, tüketenlere gerçek bir fayda sağlaması ve bunları yaparken ticari hedeflerimize de doğru şekilde hizmet etmesi gerekir. Tüm bunları sağlayan içeriklerin ise kolay ve sık üretilmesi ise hem zor hem de yüksek maliyetli olacaktır. 

İçerik sütunu tekniğinde ana içeriğimizi muhafaza ederken bundan anlamlı ve faydalı olabilecek ve en önemlisi kolay tüketilebilecek küçük hap içerikler oluşturuyoruz. Bu hap içerikler ana içeriğin tamamını kapsayabileceği gibi, içerisinden tek başına anlam içeren bölümleri alarak da oluşturulabilir. Bu hap içerikleri oluştururken dağıtım kanallarının gereksinimlerini ve bizim üretim kapasitemizi de göz önüne almamız gerekiyor. Daha sonra bunların yayını farklı zaman ve kanallarda planlayarak tek bir içerikle hem çok sayıda kanalımızı güncel tutmak, hem daha fazla erişim sağlamak, hem de kolay tüketilir hale getirerek tüketenlere daha fazla fayda sunabilmek mümkün. 

Çok basit bir örnekle anlatmak için bundan bir önceki “İşiniz İçin Olmazsa Olmaz 4 Video” yazısını ele alalım. Markamızın elindeki değerli içerik bu olsun. Bu yazıdan içerik pazarlama açısından nasıl bir maksimum fayda sağlayabiliriz? 

İçeriğini ve hedef kitlesini göz önüne aldığımızda bu yazıdan ne tür hap içerikler oluşturabiliriz? 
  • İlk olarak yazı içeriği bir sunum hazırlamak için oldukça uygun. Videoları da içeren bir sunum hazırlayarak Slideshare’de yayınlayabiliriz. 
  • Yine içerik olarak basit bir infografik hazırlamak da oldukça kolay olacaktır. 
  • Twitter, Facebook ve Google+ tarafında yazıya genel bir yönlendirme yapabileceğimiz ve kanalın gerekliliklerine uygun bir içerik ve ayrıca 4 video türü için birer post, üstüne de sunum ve infografik için de birer içerik hazırlayabiliriz. 
  • Linkedin tarafında yine Twitter’dakine benzer bir plan yapmak mümkün. 
  • Çok zorlarsak Instagram için de yine hem yazı hem de diğer öğeler için birer görsel hazırlayarak yazıya yönlendirme yapabiliriz. 
  • Varsa Pinterest kanalımızda infografiği yayınlayabiliriz. 
  • E-bülten için yazıya yönlendirme yapabileceğimiz bir bülten hazırlarız. 
Bu örnekte görebileceğimiz gibi kısa ve basit bir blog yazısı bize toplamda farklı zamanlarda ve kanallarda yayınlayabileceğimiz ve her biri kendi içerisinde değer yaratan 40 farklı içerik sağlayabiliyor. Hem de bunları doğru planlayarak hem yüksek bir erişim sağlayabilirken hem de ana içeriğimizin tüketimini arttırabiliyoruz. 

Bunu daha geniş kapsamlı içerikler için uyguladığımızda ise tek kaynaktan çok daha fazla miktarda çalışan içerik sağlamak mümkün. Elimizde az sayıda da olsa kaliteli içerik olması ve içerik sütunu tekniği ile ile içerik pazarlamada sürekliliğimizi ve frekansımızı korumamız mümkün.

21 Ocak 2015 Çarşamba



Video içeriklerinin ne kadar çok tüketildiğini, ne kadar etkili olduğunu vs. hemen geçerek, şirketlerin gözardı etmemesi gereken 4 video türüne hızlıca göz atalım.

1. Marka Videoları

Markanızı ve varolma sebebini anlatan, markanızın kimliğine uygun olmak kaydıyla ne kadar yaratıcı ve dikkat çekici olursa, o kadar da güzel olan videolardır.

Çok detaya girmeden büyük resme odaklanmaları ve ilgi çekerken mümkünse biraz da merak uyandırmaları makbul olanıdır.

Örnek Hootsuite'ten gelsin:


2. Bilgilendirme Videoları

İşinizin ne olduğunu ve ürününüzün ne işe yaradığını anlatmak için gerekli olan videolar da bunlar. Ortalama 60-90 saniyede bir problemi tanımlayıp sonrada çözüm olarak tabii ki de kendinizi sunarsınız.

Ürünün belli başlı özelliklerinizi anlatmanız, hatta anlatmakla yetinmeyip göstermeniz beklenir.

Bu sefer Shopify'dan geliyor:


3. Örnek Vaka Videoları

Eğer varsa, gerçek hayattan en memnun müşterileriniz arasından seçtiğiniz ve mümkünse de görünüşü, konuşması hedef kitlenize uygun birileri ile çekeceğiniz ve kendilerini ne kadar memnun ettiğinizi anlatan bir video türüdür.

Airbnb'nin havalı bir örneği:


Daha basit ama konuyu direkt anlatabilen, hem de oldukça düşük prodüksiyon maliyetli bir örnek de Blablacar'dan:



4. Demo Videoları

Adından kolayca anlaşılabileceği gibi demo amacıyla kullanacağımız videolar bunlar. Yeni bir ürünü ve/veya eski ürüne gelen yeni bir özelliği anlatmak için ya da bunların nasıl kullanılacağını göstermek için bu videolar hem faydalı hem gereklidir.

'Screen Capture' ile yapılmış oldukça sıkıcı versiyonlarıyla bol bol karşılaşabileceğimiz gibi Google'dan gelen böyle şık örnekleri de vardır:


"İşte uzun süredir arayıp bulamadığım eksikliğimiz buymuş, bize de böyle videolar lazım" diyorsanız 8bit'e mutlaka bekleriz.

4 Eylül 2014 Perşembe

Geçen hafta kitabımın 2. baskısının tükenmek üzere olduğunu ve 3. baskısının yayınlanacağını öğrendim. Bu kadar emek verdikten sonra gerçekten ilgi gördüğünü ve okunduğunu bilmek benim için çok sevindirici oldu. Umarım okuyanlara da bekledikleri faydayı sağlayabilmişimdir.

Sosyal Medya 101 2.0

İlgilenen, satın alan ve okuyan herkese teşekkürler :)


22 Mayıs 2013 Çarşamba



8bit Dijital İçerik Pazarlama Ajansı'nı kurarken bol miktarda "içerik pazarlama da ne?", "içerik pazarlama ajansı ne iş yapar?", "içerik pazarlama ne işimize yarar?" şeklinde sorularla karşılaşıyordum. Artık hepsinin cevabı cevap.tv'de:

Devamı burada.

5 Mayıs 2013 Pazar

Uzun yıllardır internet sektöründe çalışmamın bir etkisi olarak, mesleki deformasyon da diyebiliriz, her iş modelinin dijitalleştiğinde daha verimli ve müşteriler için de daha faydalı olacağını düşünüyorum. Bundan birkaç hafta önce enpara.com ekibi ile bir kahvaltıda tanışarak sohbet etme şansı yakalayana kadar da, bankacılığı zaten dijital olarak çok gelişmiş, internet ve mobil bankacılığın da tüm nimetlerinden bol bol faydalanan ve faydalandıran bir sektör olarak görüyordum.

İtiraf etmem gerekirse enpara.com lansmanından itibaren reklamlarıyla farklı mecralarda bol bol karşılaşmama rağmen çok da ilgimi çekmemişti. Yüksek faiz veren diğer bankacılık uygulamalarından biri olarak düşünüp,  ilgi göstermemiştim.

Kahvaltı boyunca enpara.com hakkında dinlediklerim ise bir iş modelinin gerçek anlamda dijitale taşınmasının
sağladığı avantajlar konusunda ciddi bir başarı örneğinin hayata geçtiğini gösterdi bana. Dijital iş modellerinin özellikle maliyet avantajlarından bol bol faydalanan enpara.com ülkemizde pek de örneği olmayan farklı bir bankacılık anlayışını hayata geçirmiş. 

Yine diğer tüm bankacılık uygulamalarının aksine internet işinin en önemli özelliklerinden biri olan basitlik ilkesini de oldukça özümsemişler. Bunu hem sundukları hizmetlere (şu an sadece temel kişisel bankacılık hizmetlerini sunuyor), hem başvuru ve işlem süreçlerine, hem de tüm arayüzlerine uygulamaya büyük önem veriyorlarmış.


Enpara.com'un başarısı dijital iş modellerinin başarısının önemli bir göstergesi olacak ve şu an söylediklerine göre oldukça iyi gidiyorlarmış. Umarım bir başarı örneği olarak farklı sektörlerde de bu tarz projeler karşımıza çıkar ve biz de müşteri olarak meyvelerini yemeye devam edebiliriz.

 


22 Nisan 2013 Pazartesi

On 10:35 by Murat Kahraman in , , , ,    No comments
Bu hafta yeni kitabım Sosyal Medya 101 2.0 basıldı ve dağıtılmaya başladı.
 
Sosyal Medya 101'i ilk yazmaya başladığımda 2008 yılıydı ve sosyal medya çoğu kişi için yeni ve soru işaretleri ile dolu bir alandı. 2010 yılında kitap basılana kadar geçen dönem içerisinde özellikle ülkemizden örnek çalışmaların sayısı bir elin parmaklarını geçmiyordu ve sosyal medyanın diğer gelip geçici dijital pazarlama modalarından biri olup olmadığını tartışıyorduk.

Aradan 3 yıl geçtiktan sonra Ocak ayında kitabın güncellenmiş bir baskısını çıkarma konusu gündeme geldiğinde açıkcası birkaç yeni trendi ve biraz da taze örnek vakalar ekleyerek hızlı bir çalışmayla biterebileceğimi düşünmüştüm. 

Yazmak için oturup eski metinleri okuduğumda ise  işimin o kadar kolay olmayacağını anladım. Bu geçen üç yıl içerisinde sosyal medya hem hayatımızda hem de pazarlama dünyasında çok daha farklı bir yere gelmişti.

Yeni kitapta "tarihçe" ve birkaç bölüm haricinde neredeyse tüm metinleri baştan yazmam gerekti. Bu süreç içerisinde benim de TTNET kariyerimden, belki de ülkemizin en deneysel ve en zorlu sosyal medya ve dijital iletişim çalışmalarına bizzat yer alma şansı yakaladım, bolca faydalanarak çok daha kapsamlı bir metin ortaya çıkartabildim.


Sosyal Medya 101 2.0 için konularında ülkemizin en önemli uzmanları da görüşleri ve örnek vakaları ile katkıda bulundular.

Bloglar konusunda deneyimi ve bilgisi ile Sosyal Kelebek'in kurucusu sevgili eşim Deniz Kahraman'a,  sosyal medya takibi hizmetleri ve sundukları değerli verilerle Monitera'ya, kurucularından olduğum ülkemizin öncü içerik pazarlama ajanslarından biri olan 8bit,'e Türkiye'nin ilk sosyal medya kampanya suitini geliştiren Introlab'tan Cem Öztürk ve Cihan Işık'a, sosyal medya konusunda en önemli içeriklere ulaşabildiğimiz sosyalmedya.co'ya, insan kaynakları konusunda önemli isimlerden biri olan ve Kaynağım İnsan'ın kurucusu İpek Aral Kişioğlu'na, sosyal ticaret konusunda belki de ülkemizin ilk girişimi olan Sosyotik'in kurucusu Hasan Başusta'ya ve yine ülkemizin oyunlaştırma konusunda tek girişimi olan İşte Oyun'un kurucusu Emrah Olgun'a ne kadar teşekkür etsem az kalır.

Kitabı alıp okumak isteyenler buralardan bulabilirler: